MEDİKAL TEDAVİ
Medikal ilaçlar, saç dökülmesinin durdurulması ve tedavisi için kellik sürecinin başında kullanılmaktadır. FDA, DHT' i engellyen Propecia ilacının kullanımını onaylamıştır ve bu ilacın kelliğin ilk evrelerinde saç dökülmesini durdurduğu kabul edilmiştir. Tablet formundadır günde tek doz 1 mg alınır. Kullanıldığı sürece 5 alfa redüktaz enzimini bloke ederek dihidrotestesteronun oluşumunu engeller kullanıldığı sürece etkilidir. Dihidrotestesteron saç dökülmesine neden olan hormondur.
Rogaine minoxidil içermektedir.%2-5-15’lik formları vardır. Saç derisinde arteriollerde dilatasyon sağlar saçların daha fazla beslenmesine neden olur ayrıca saçlı deride vellüs tarzı kıllanma yapar.
Rogaine Propecia ile birlikte kullanıldığında daha etkili sonuçlar görülmektedir. Medikal terapi kaybedilen saçların yerine çıkmasını sağlamaktan çok, mevcut saçların korunmasına yönelik bir tedavi olduğundan, mümkün olan en kısa zamanda tedaviye başlanmalıdır.
Medikal terapi, saç ekiminde uygulandığındada iyi sonuçlar vermektedir. Çünkü medikal terapi farklı amaçlarda uygulanmaktadır.
Saç dökülmesi medikal tedavisi saç dökülmesini engellemek için en iyi yöntemdir, fakat saç ekimi operasyonu saç dökülmesi çok fazla olduğunda uygulanmaktadır. Saç dökülmesinin durdurulmasının yanında, ilaç tedavisi androgenetik alopesiyanın durdurulmasında da etkilidir. (Genetik Saç Dökülmesi)
CERRAHİ TEDAVİ
FUE YÖNTEMİ
FUE SAÇ EKİMİ tekniği cerrahi bistüriler kullanılmaksızın başın arka kısmındaki saç foliküler ünitelerinin özel bir iğne ile çıkarılması esasına dayanır. İç çapı 0.55 mm olan bu özel iğneler ile saç folikülü, dokuya hiç bir zarar vermeden çıkarılmaktadır. Her bir foliküler ünite 1-3 saç kökünü içerir. Bu işlemden önce folikül çıkarılacak bölgedeki saçlar 2-3 mm kalacak şekilde tıraşlanır. Hem verici hem de saç ekimi yapılacak alıcı alana lokal anestezi uygulandıktan sonra alınmış olan foliküller tek tek saçsız ya da saç kaybı olan alana nakledilir.
Tekniğin avantajları;
• Her seansta 2500-3250 saç folikülü alınabilir.
• Saç kaybı olan alan genişliğine göre birkaç seans uygulanabilir ve seanslar arasında FUT tekniğinde olduğu gibi beklemek gerekmez. İki günde 4500 saç grefti ile ya da üç günde 7000'e yakın saç grefti alınması ile saç kaybı fazla olan hastalarda kısa bir sürede geniş saçsız alanları kapatmak mümkün olabiliyor.
• Ayrıca verici alanda uyuşukluk ve iz olmaz. Ense bölgesinden saçlı deri şeridi çıkarılmadığından iyileşme çok daha hızlı olmaktadır.
• Birkaç gün içinde foliküllerin alındığı alandaki minik delikler iz bırakmayacak şekilde kapanır.
• Baş bölgesinde yeterince folikül bulunmadığı durumlarda vücudun değişik yerlerinden (göğüs, sırt, karın, bacak bölgesinden vs.) foliküler üniteler alınıp saç kaybı olan alana transfer edilebilir.
• Kişinin kafa derisindeki saç kılı sayısı, operasyon için hastanın aday olup olmadığını belirlemez.
FUT YÖNTEMİ
FUT SAÇ EKİMİ tekniğinde ense bölgesinde iki kulak arasından sağlıklı ve dökülmeme özelliği olan saç köklerini içeren doku parçası cerrahi bir yöntemle alınır. Doku parçasının içindeki saç kökleri mikrogreftlere yani tekli, ikili saç köklerine ayrılır ve alınmış olan bu foliküller saçsız ya da saç kaybı olan alana nakledilir.
Tekniğin avantajları;
• Her seansta 2000 saç folikülü alınabilir.
• İşlem ortalama 5 saat sürmektedir.
• Saçınızı toplu halde almak bize vakit kazandırır. Saç folikülleri dışarıda tekli, ikili saç köklerine ayrılırken sizin dinlenme süresiniz daha uzundur.
• Daha fazla saç folikülü gerektiğinde diğer yöntemle beraber kombine edilebilir.
• Saç folikülleri büyütülmüş gözlüklerle dışarıda foliküller ünite zarar vermeden ayrılabilir ve saç sıklaştırmada oldukça uygun bir yöntemdir.
• Saçların kısa kesilmesi gerekmez, normal saç uzunluğunda ekim yapılabilir.
• Operasyon daha kısa sürdüğü ve özel iğneler kullanılmadığı için işlem fiyat açısından daha ekonomiktir.
SAÇ MEZOTERAPİSİ
Mezoterapi, cildin orta tabakasına uygulanan bir tedavi yöntemidir. Saç Mezoterapisi, saçın ihtiyacı olan vitaminlerin, minarellerin, proteinlerin, vs. saçlı deri içine çok ince iğnelerle enjekte edilmesidir. Saç Mezoterapisi, kıl köklerini besleyen vitaminlerin, antioksidanların ve kan dolaşımını arttırıcı ilaçların 2 veya 4 mm’lik özel iğneler ve bir enjektör vasıtasıyla direkt kıl köklerine verilmesine dayanır.
Mezoterapi dökülmeyi iyileştirmek ve kontrol altına almak için ek bir yöntemdir. Sonuçlar yüz güldürücü ve kalıcıdır. Mezoterapi, yararlı ürünleri doğrudan ilgili dokuların etrafına veren bir tıbbi tekniktir. Ufak dozlar halinde deri içine enjeksiyonlar yapılır. Dermis içine yapılan bu enjeksiyon, hücresel metabolizmayı uyarır ve dokuları canlandırmak için uygun zemin hazırlar.
Kişinin kendi mevcut saçları daha sağlıklı bir görünüme kavuşmuş olur. Saçın ihtiyacına göre haftada bir veya iki seans uygulanabilir. 6 ila 10 seans sonrasında saçlardaki dökülme tamamen durmuş olur.
Saç Mezoterapisi, hem kadına hem de erkeğe başarıyla uygulanabilmektedir.
Mezoterapiden fayda gören saç dökülmeleri; strese bağlı, mevsimsel, metabolik nedenli saç dökülmeleri ve gebelik sonrası ani saç dökülmeleri olarak sıralanabilir. Özellikle kıl kökünde bir küçülmenin gözlendiği ve kılın oluşum ve büyüme evresi olan "anajen evresinde" kısalmanın saptandığı "androjenik alopesilerde (erkek tipi saç dökülmesi)" mezoterapi uygulanması faydalıdır.
Hormonal ve genetik saç dökülmelerinde ise bu yöntem destek tedavi olarak tercih edilebilir. Mezoterapi uygulamasında kullanılan karışım içeriği kişinin ihtiyaçlarına göre düzenlenebilmektedir.
Saç gelişimi için gerekli olan eksiklerin giderilmesiyle daha dolgun, hacimli ve parlak saçlara sahip olunur. Mezoterapide eksik olan maddeler küçük dozlarda ve direkt olarak saç köküne verildiği için yan etki riski oldukça az ve ihmal edilebilir olup, etki çok kısa sürede elde edilir.
SAÇ SORUNLARI ÇÖZÜMÜNDE ARAŞTIRILAN YENİ NESİL TEDAVİ YÖNTEMİ
Saç Klonlama
Saç ekimi tarihe mi karışıyor?
Klonlama, kelime anlamı olarak genetik olarak birbirinin aynısı canlıların üretilmesidir. İlk klon canlı olarak bilinen koyun “dolly” klonlanmasında, normal koyun vücut hücrelerinden birisi alınarak çekirdeğindeki genetik materyal , daha önce genetik materyali çıkarılan bir koyun yumurta hücresine nakledilmiş ve kimyasal/elektriksel uyarılarla yumurta hücresinde bölünme yeni zigot oluşumu başlatılmıştır. Klonlanmış olan embriyo, hücre bölünmeleri ile belli bir büyüklüğe eriştiğinde ise koyun rahmine transfer edilerek burada büyüme ve gelişmesini tamamlaması sağlanmıştır.
Genetik mühendislikte ise yapılmaya çalışılan şey, klonlamadan farklı olarak saç dökülmesine ya da başka bir rahatsızlığa neden olan genin bulunup tespit edildikten sonra bu gendeki bozukluğun tamir edilmesi ve replike edilerek tekrar hücre içine sokulmasıdır.
Saç klonlama modelleri:
Saç kökleri basitçe kültürlenip çoğaltılamayacak kadar komplike yapıya sahiptirler. Ayrıca bir koyun gibi bütün yapıda bir organizma olmadıklarından vücut içinde ya da dışında klonlanmaları oldukça güçtür. Dr. Amanda Reynolds tarafından ABD de yapılan bir çalışmada insan kıl foliküllerinin alt kısmında yer alan dermal kılıf hücreleri, bir kişiden alınıp diğer bir kişiye enjekte edildiğinde, yeni saç hücrelerinin oluşumunu lokal olarak etkileşime geçerek sağlayabildikleri gösterilmiştir. Bu işlem gerçek bir klonlama olmasa da dermal kılıf hücreleri bir deney laboratuarında, petri kapları içinde üretilip çoğaltılarak başka bir kişiye enjekte edilebildikleri ve terminal (olgun) kıl kökü oluşumunu başlatabildikleri gösterilmiştir. Bu saç indüksiyon modeli şu anda üzerinde en yoğunlaşılan ve bize yeni ufuklar açabilecek modeldir.
Bu çalışmadaki önemli noktalardan birisi de dermal kılıf hücrelerinin bir erkekten alınmasına karşılık, enjeksiyon bir kadına yapılmıştır ve saç kökleri oluşumu meydana gelmiştir. Yani iki farklı insan arasında bir hücre transferi yapılmasına karşın doku reddedilmesi gibi bir olguyla karşılaşılmamıştır. Bu da bir bakıma saç kökü dermal kılıf hücrelerinin, vücudumuzdaki kıkırdak dokusu gibi bağışıklıktan muaf bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Kişiden kişiye transfer, özellikle total saç yokluğunun olduğu nadir durumlarda kurtarıcı bir prosedür olarak karşımıza yeni ufuklar açmıştır.Ama zaten genetik tipte saç dökülmelerinde her zaman ense kısmında verici bir alan olduğundan, dermal kılıf hücreleri için ömür boyu kişinin kendi vücudunda yer alan bir doğal rezerv mutlaka olacaktır.
Dikkat çeken bir önemli husus da kişiden kişiye transfer durumlarında oluşan saç kılı yapısı, verici kişinin özelliklerinden çok, transfer edilen ve saçları olmayan kel kişinin bizzat kendi saç özelliklerine daha çok benzemesi ve alıcı kişinin orijinal saçlarını taklit ederek çıkmasıdır. Bu olgu kozmetik sonucu son derece desteklemektedir.
Yapılan bu deneysel çalışmada en sevindirici nokta, dermal kılıf hücrelerinin fibroblast yapısında olmasıdır. Çünkü fibroblast hücreleri bilindiği gibi kültür üretimi en kolay olan dermal hücrelerdir . Yani kişi kendi vücudundaki bir tek kıl folikülünden bile pek çok sayıda kıl kökü üretebilecek dermal kök hücre kültürüne sahip olabilir. Bu sonsuz hücre kültürü implantasyonu ile hasta saçsızlık sorunundan kurtulmuş olacaktır.
Hala gidilmesi gerekli uzun bir yol var:
Saç klonlanmasında hala önümüzde duran önemli bir problemler yumağı mevcut. İlk olarak dermal foliküler bileşimler arasında en uygun kültür hücrelerin seçilmesi: Yukarıdaki deneyde (Reynolds/Jahoda deneyi) bahsedilen kılıf hücrelerinin elde edilmesinin zor olması yanı sıra muhtemelen en iyi kalitede saç kılı oluşturma potansiyelleri de düşük olarak saptanmıştır. İkinci konu seçilen hücre elemanlarının vücut dışında yani in vitro olarak üretilmesinde yaşanacak zorluklardır. Bir diğer problem hücrelerin gelişimi aşamasında, onları bir arada ve düzgün bir dizilimde tutacak olan bir hücre matrix yapısına olan ihtiyaçtır. Son olarak da oluşturulan bu hücre kültürünün alıcı kişiye enjekte edilebilmesi ve sonuçta sürekli ve düzgün bir şekilde, kaliteli saç kıllarının kafa derisinden çıkışını sağlamaktır. Günümüzde yapılan mükemmele yakın sonuçlar aldığımız saç nakillerinin aksine enjekte edilen hücre kültürü ile istenilen doğal saç çıkış yönünde saçların uzaması henüz garanti edilemez. İstenilen dokunuş, renk ve kalınlıkta saçların çıkacağı ve uzayabileceği de henüz garanti edilememiştir. Yani geleneksel saç nakillerinden sonra saç sıklaştırma için bile olsa böyle bir enjeksiyon yaptığımızda çıkabilecek saç köklerinin yeterince kalınlıkta ve uzunlukta olabileceğini bilmiyoruz. Bilinemeyen bir konu da hücre kültürü enjeksiyonu ile çıkan saçların normalde döküldükten sonra ikinci bir kez çıkıp çıkmayacağıdır. (Normal olarak saç kıllarının 2-6 yıllık bir ömürleri vardır. Saçlarımız döküldükten sonra 3 aylık bir dinlenme ve ara peryodunu takiben saç kılı kökü tekrar saç üretmeye başlar ve bu döngü ömrümüz boyunca sürer).Yani bu saçların normal bir yaşam döngüleri var mıdır bunu da bilemiyoruz henüz.
En önemli teknik problemlerin başında ise hücre kültüründeki dermal kök hücrelerin gelişme aşamasında zamanla saç kılı hücresine değil de tekrar normal fibroblasta dönüştüklerinin gözlemlenmesi gelmektedir. Uygun bir medya kültür ortamının hazırlanarak, tüm kültüre edilmiş hücrelerin saç kılı üretecek şekilde gelişimini ve değişimini sağlamak, başkalaşımlarını bu yöne kanalize etmek, en önemli problem gibi durmaktadır.
Uzak bir ihtimal gibi dursa da saç çıkışını tetikleyen bu hücrelerin ileride tümoral oluşumlara ya da kötü huylu malign oluşumlara yol açabileceği olasılığı akılda tutulmalıdır. Tüm bu zorluklar ve problemler aşıldıktan sonra dahi FDA (U.S. Food and Drug Administration) onayının alınarak bu işlemin rutin uygulamaya geçmesi, yıllar sürecek güvenlik ve etkinlik çalışmalarına, üç aşamalı klinik testlere ve kontrollü deneylere bağlı olacaktır. Saç klonlanması işlemi halen çalışma aşamasında olan ve yakın zamanda elde edilen başarılı sonuçlara rağmen henüz mükemmelliğe uzak bir model olarak karşımızda duruyor. Yani önümüzde saç ekimini terk etmek ve saç klonlaması ile kelliğin çözümü için halen uzun bir süre mevcut gibi görünmektedir.
PRP Tedavisinin Gelişimi
PRP tedavisi, dünyada sürekli gelişme gösteren, merak edilen ve modern tıbbın gelişmesinde devrim yaratan bir tedavi yöntemidir. Ülkemizde çok fazla bilinmeyen PRP, deri tabakasının gençleşmesi, yaraların iyileşmesi, akne izleri ve saç dökülmesinde uygulanan alternatif bir yöntemdir. PRP (Platelet Rich Plazma) trombosit zengin plazmadır. Ayrıca otolog kan konsantrasyonu olarak da bilinir. Trombositler, dokuların iyileşmesinde ve kanın pıhtılaşmasında önemli bir rolü olan özel bir kan hücresidir.
P.R.P Saç Tedavisi Nedir? (Platelet Rich Plazma)
PRP tedavisi ile zayıflayan, ölmeye başlayan saç kökleriniz ve tüy haline gelen saç telleriniz canlanarak saçlarınız eski sağlığına kavuşur.
P.R.P. tedavisi (Platelet Rich Plazma) kendi kanınızın özel işlemlerden geçirilerek akyuvarları ile trombositlerinin ayrılması sonucunda elde edilen iksirin seyrelmiş ya da saçsız olan bölgeye enjekte edilmesi işlemidir. PRP Uygulamaları hastane ortamında gerçekleştirilir.
P.R.P. tedavi yöntemi uzun yıllardır Avrupa ve Uzakdoğu’da uygulanan bir tedavi yöntemidir. Uzmanlar saç dökülmesi sorunu yaşayan ve saçlarında incelme ya da seyrelmeler başlamış kişilere PRP tedavisini önermektedirler. Türkiye’de yeni uygulanmaya başlanan PRP tedavisi sayesinde saç yenilenmesinde çok ciddi etkileri gözlenmiştir.
P.R.P. Tedavisinin Saça Uygulanması İşlemi
Önce saç sorunu yaşayan hastanın venöz kanından 10 cc alınır. Yani 1 çay bardağının 1/10′u kadar. Daha sonra santrifüj edilen kan beyaz ve kırmızı kan olmak üzere iki kısma ayrılır. Kırmızı kanda akyuvar, trombosit, pıhtılaşma faktörleri ve PGF’ler (Trombosit Büyüme Faktörü) bulunur. Kırmızı kan özel bir işleme tabi tutulur ve seyrelmiş ya da saçsız bölgeye napaj yöntemiyle enjekte edilir.
Bu uygulamanın temeli doku yenilenmesine dayanmaktadır ve toplam 30 dakika sürmektedir. Bu süre içerisinde herhangi bir acı ya da iz oluşmamaktadır.
PRP Tedavisinin Süreci
Toplam 3 ayda ve her ay bir kez olmak üzere prp tedavisi işlemi hastane ortamında uygulanır.
Uygulamanın daha kalıcı olması için prp saç tedavisi sonrasında her yıl bir defa uygulanması yeterlidir.